Çiğ Süt

Çiğ Süt Farkında olduğumuzdan daha vahşiyiz aslında biliyor musunuz? Uydurduğumuz, yazdığımız, konuştuğumuz toplumsal kodlar, adab-ı muhaşeret kuralları, üstünde uzlaştığımız güvenlik çemberleri… Bunların hepsi insanın fabrikasında üretilmiş “suni” şeyler. Doğal olan mı? İnsanın çekirdeğinden, ilkelliğinden getirdiği şey mi? İşte o şey, o yabanlık, o kadar güçlü ki, insan adaletinin biçtiği cezaları göze alarak bütün hepsini parçalayacak kadar güçlü. Örtündüğümüz kumaşları, Sığındığımız duvarları, Çatallı bıçaklı yediğimiz yemekleri aşan, yoksayan, bu gibi toplumsal kurallarla şekillenip durmuş her şeye koca bir nanik çeken, içimizde kanlı bir parça ceylan eti gibi ıstırabı ve gerçekliğiyle beliren ve gece avına çıkmış pars misali hırlayan yanımız. Etobur ve pusudaki tarafımız… Çirkin, kıllı, bencil ve aç olan BEN. Yer yer susturduğumuz ya da susturduğumuzu sandığımız, sosyal ilişkilerimizden uzak tuttuğumuz ve hatta kendimizin bile sevmediği, utandığı BEN. Duvar diplerine sinen, çağırılacağı anı sabırsızlıkla bekleyen ve yalnızca VİCDAN tarafında “yerinde kal” komutu gönderildiği takdirde haddini bilecek olan BEN… Uysallaştırılmış her özelliğimize rağmen ehlileştiremediğimiz o koca, yıkıcı ve aldırışsız güç… Çiğ sütün, çiğlik hakkını teslim edişimiz. Kabalığımız, hak yiyişimiz, kendimize dur diyemeyişimiz… Yangından ardında bakmadan kaçıp, yalnızca kendimizi kurtarma bencilliğimiz… Kuyruğuna basılana dek susan, kuyruğuna basıldığında ciyaklayan hayvan BENimiz. Vicdanını coşturup büyüteceksin ki öyle küçülsün bu sırtlanın yeri. Nazik olmayı mıymıntılıktan, yakın olmayı çıkardan, sakin olmayı sinmekten, iyi olmayı da başka gezegenden saymayacaksın ki “yerinde kal” dediğinde uslu dursun içimizdeki hayvan. Yoksa zincirlerin boşanır elinden, sonra öyle döner ki gözleri kimi yıkıp yok ettiğini anlayıncaya kadar dev bir hayvanat bahçesine benzeyen hayatın içinde bulursun kendini. Ya terbiyeciler olur yanında ya da zincirliler senin gibi… İyisi mi, emdiğin sütün beyaz ve masum rengini sakla kendine… Çiğliği de bırak o duvarın dibinde… Küçülsün, ufalansın sen her “insanlık” dediğinde…

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !